|
Kadıköy’lülere sağlıklı önlemler devam ediyor. Salgının yayılmaması için görsel önlemin daha etkin olduğunu inandığımız afişler hazırlatıldı. “Elle tokalaşarak selamlaşma” yerine gülümseyerek selamlaşmayı tavsiye eden “Eller Yukarı, Selamlaşmak İçin Gülümse Yeter” sloganının yer aldığı afişler Kadıköy Belediyesinde ait tüm kültür merkezlerinde, okullarda ve diğer binalarda görmek memnun edici.
Bugün itibariyle satışa sunulan Call of Duty: Modern Warfare 2′nin grafikleri hangi konsolda daha gerçekçi görünüyor. Merak ediyorsanız, cevap içerde…
Infinity Ward tarafından geliştirilen Call of Duty: Modern Warfare 2, bugün, yani 10 Kasım’da Avrupa’da satışa sunuldu. PC, PS3 ve X360 için hazırlanan yapım, özellikle konsol platformunu birbirine katacağa benziyor. Zira yeni oyunun ekran görüntüleri çekilerek, derhal ilk karşılaştırmalar yapıldı. Öyle ki, Cynamite sitesi PlayStation 3 ve Xbox360 platformlarından alınan görselleri alt alta koyarak, Call of Duty: Modern Warfare 2′nin ilk grafik çarpışmasına imza attı. İşte o görüntüler:

Bilgisayar olan bir evde kablo kalabalığı mutlaka vardır. Aynı odada televizyon da varsa, bunlara DVD oynatıcı, uydu alıcı ve telefonlarınızın şarj aletlerini de eklediğinizde çok sayıda priz ihtiyacı hissedilir. Buna çözüm olarak sunulan üçlü, beşli hatta yedili prizler var fakat bunlar da çok yer kaplamalarının yanı sıra çok da çirkin gözüküyorlar.

Üstteki tuşu ittirince beşli prize dönüşüyor
Enteresan tasarımlarıyla bilinen Art Lebedev firması bu soruna çok basit ve şık bir çözüm bulmuş. Rozetkus 3D adı verilen bu çoklu priz aslına bakarsanız sıkça kullandığımız ürünlere oldukça benziyor. Bunun farkı ise beşli olarak kullanmadığınızda yer kaplamaması. Özel tasarımı sayesinde ürünün dışarı uzanan kısmı içeri girebiliyor. Böylece sadece tek bir prizmiş gibi gözüküyor. Üst taraftaki ufak düğmeyi ittirdiğinizde ise beşli prize dönüşüyor.

Dış görünüşü basit gözüksede içi oldukça karmaşık
Rozektus 3D henüz satışa çıkmış değil. Bu yüzden fiyatı hakkında bir şey söyleyemiyoruz.
10-15 megapiksellik dijital kameraların yaygın olduğu bu dönemde, 17 gigapiksellik bu fotoğrafı incelemek ister misiniz?
Dijital fotoğraf makineniz kaç megapiksel? Peki ya cep telefonunuz kaç megapiksel? Piyasada bulunabilecek ve son kullanıcıya hitap eden D-SLR makinelerin efektif megapiksel sayısı 10-15 megapiksel arası değişiyorken, sizce en büyük fotoğraf kaç megapiksel olabilir? Cevap veriyoruz: 15 megapiksellik kameralardan tam 1000 kat daha büyük fotoğraf mevcut!

Tüm fotoğrafı sitemizde yayınlayamıyoruz
Amerika Birleşik Devletleri‘nde bulunan Yosemite Ulusal Parkı, dünyanın en büyük fotoğrafının çekildiği yer olma özelliğini taşıyor. Parkın, Glacier noktasından 2008 senesinde çekilen bu fotoğraf, tam tamına 17 gigapiksele sahip. Bu, tam olarak 17000 megapiksel yapıyor. Yani 5 megapiksellik bir cep telefonunun tam 3400 katı büyüklüğünde. Fotoğrafı çeken kişi ise Gerard B. Maynard adlı New York‘lu bir fotoğrafçı.

Zoom yapabilme kapasitesine bir örnek
Fotoğrafın özelliklerinden bahsedelim biraz. Çözünürlüğü tam 214.414 x 80.571 değerinde ve üzerinde 17.275.550.394 adet (17 milyar küsur) piksel bulunuyor. Orijinal boyutu (ham hali) ise, sıkı durun: 96.5 GB! Dolayısıyla fotoğrafı ham haliyle indirmeyi kimse istemez. Ev bilgisayarlarıyla bu fotoğrafı açmak da pek akıl karı değil. Dolayısıyla fotoğraf için ayrı bir site açılmış ve sitedeki arabirimden, dilediğiniz noktaya zoom yapabilmek mümkün.
Teknik Özellikler ve Site
Sitede sol altta bulunan bağlantılardan, fotoğrafı “gezebilmek” mümkün. “View In Zoomify” ile klavye aracılığıyla gezinebilirken (Yakınlaştırmak için Shift, uzaklaştırmak için CTRL), “View In HD View” bağlantıları ile fare aracılığıyla gezinebilirsiniz. Fotoğrafta dilediğiniz noktaya yakınlaşabilirsiniz fakat uyaralım, “Bu Zoom nerede bitecek merak ediyorum” diyeceksiniz.

2046 fotoğraf, bu makineyle çekildi
Fotoğrafın RAW dönüştürmesi Nikon Capture NX2 adlı yazılımla gerçekleştirilmiş. Rendering işlemi için ise Autopano Pro adlı bir yazılımdan yararlanılmış. Bu fotoğraf tabii ki tek bir kareden oluşmuyor. Birçok fotoğrafın birleştirilmesinden meydana gelmiş. Bu genel çerçeveyi oluşturmak için Nikon D2x ile tam 2046 fotoğraf çekilmiş. 300mm f/4 lens ve 1.7x teleconverter kullanılmış.
LCD TV’lerin görüntü yenileme oranları aslında çok daha gelişmiş olabilir mi? Uzmanlar konuyla ilgili önemli açıklamalar yaptı.
LCD TV‘lerin görüntü yenileme oranları her zaman büyük sorun olmuştur. Teknoloji ilerledikçe daha yüksek yenilenme oranlarıyla tanışıyoruz. Bu tam da olması gerektiği gibi. Peki ya, zaten bu yenilenme oranları yüksek seviyelerde ise ve üreticiler, son kullanıcılara bu değerlerde TV satmıyorsa? Bir merdivenin en üst basamağına çıkılabiliyorken, önce tek tek tüm basamakları çıkmamız isteniyor olabilir. DisplayMate Teknolojileri Şirketi’nden Dr. Raymond M. Soneira‘nın yaptığı bir çalışma, tam da bu konuya değiniyor.

Aslında çok daha yüksek yenilenme oranlarına sahip olabiliriz
Yüksek yenilenme oranına sahip LCD TV’lerin, bulanıklık sorunlarını inceleyen Dr. Soneira, “LCD TV üreticileri aslında çok daha iyi değerlere sahip, fakat bir pazarlama stratejisi olarak bu değerler son kullanıcıya yansıtılmıyor. Düşük fiyatlı ürünlerde tüketici, buna pek önem vermeyebilir fakat, konu binlerce dolar vererek satın aldığımız LCD TV’ler olunca, bu çok daha büyük bir suç teşkil ediyor. Çalışmalarımız gösteriyor ki, yüksek yenilenme oranlarına sahip LCD TV’lerin görüntü aktarımında yşaanılan sorunların çözümleri mevcut” dedi.

Akıcı bir LCD ekran hayal değilmiş
Dr. Soneira konuşmasına, LCD TV üreticilerinin pazarda daha fazla paya sahip olmaları için, teknolojilerini adım adım tanıttıklarını, piyasaya her defasında daha yüksek yenilenme oranında televizyon sunarak, daha fazla ürün yelpazesine sahip olmayı amaçladıklarını ve bu yüzden tüketicilerin maddi açıdan ne kadar zarar gördüğünü belirtti. Dr. Soneira birçok LCD, plazma ve CRT (tüplü) televizyon ile birlikte birtakım testler gerçekleştirmiş. Test yaptığı televizyonlar arasında Samsung, LG, Sharp ve Sony de bulunuyor.
Philips, LivingColors serisine yepyeni ürünler ekleyerek tüketicilerinin beğenisine sunmaya devam ediyor.
LivingColors serisindeki yeni ürünler, yerdeki, masadaki ya da raflardaki geleneksel yerlerinden kurtalarak yepyeni alanlarda kendini gösterecek. Ambiyans yaratırken sınırsız özgürlük sağlayan ürünler, duvarda, tavanda ya da döşemelerde rahatlıkla kullanılabilecek. Kullanıcıların yaşam ortamlarını kişiselleştirmesini kolaylaştıran bir fonksiyonellik ve esneklik dengesi gözetilerek geliştirilen yeni ürünler arasında iki adet yer lambası dizaynı, bir duvar ve bir de tavan lambası bulunuyor. Yeni aydınlatma ürünlerinin yüksekliği ve eğimi ayarlanabildiği için evinizin istediğiniz her alanını LivingColors’un 16 milyon renk tonu ile aydınlatmanız mümkün.

Dizaynı ve fonksiyonunda yapılan değişikliklerle bir yandan evlere modern bir hava katarken bir yandan da canlılık kazandıran yeni LivingColors serisi, yılbaşında sevdikleriniz için en güzel hediye seçeneklerinden biri olmaya da devam ediyor.
LivingColors LED lambaların ilgi çeken şeffaf ve siyah modeline iç mekan dizaynındaki en son gelişmeleri yansıtan çiçekli, antrasit siyahı ve buz beyazı olmak üzere üç özel tasarım ekleniyor. Bu yeni gövde renklerine ek olarak, güçlü ikinci nesil LivingColors LED teknolojisi %50 daha fazla ışık üretiyor. Philips aydınlatma sistemleri ayrıca kullanıcıların otomatik renk değişim modunun hızını kolayca değiştirmesine imkan veren yeni fonksiyonlar da ekledi. Böylece LivingColors her anda ruh halinize rahatlıkla eşlik edecek.

Şeffaf ve siyah LivingColors’a yeni üç özel tasarım.
Şıklığıyla dikkat çeken LivingColors Mini, aydınlatma sektöründeki başarısını da gün geçtikçe artırıyor. Fonksiyonelliği kolaylık ve estetik ile doğru bir denge içerisinde birleştiren ürün mükemmel tasarımın diğer şartlarını da yerine getirerek “2009 iF Ürün Tasarımı Ödülü“nü kazandı.
LivingColors serisi, lansmanı yapıldığı 2007 yılından bu yana LivingColors Mini ile birlikte 1 milyon satış rakamına ulaştı. Philips’in aydınlatma sistemleri Scene Setting Global Kategorisi Lideri Marcel Verhoeven LivingColors serisinin başarısının, insanların evlerindeki atmosferi herhangi bir ruh haline ya da olaya uygun olacak şekilde biçimlendirmekte ışığı kullanmanın değerini fark ettiklerinin kanıtı olduğunu belirtti.
İnternet’teki sosyal ağlarda her şeylerini anlatanlar artık sınır tanımıyor. Sosyal ağ çılgınlığı artarak devam ediyor.
Facebook, Twitter ve MySpace gibi sosyal ağ sitelerinin yaygınlaşmasını herkes kaldıramıyor. Kendini kontrol edemeyen bazı insanlar hayatlarının her anını, her detayını bu siteler aracılığıyla paylaşma ihtiyacı hissediyorlar. Bir gün içinde saatlerini Facebook ve buna benzer sitelerde geçirenler var. Yani kısacası İnternet üzerinden özel hayatını paylaşma olgusu artık çılgınlık seviyesine geldi.

Lynsee’nin en son hali bu şekilde
Bu olayı abartanlardan biri, hatta belki de en çok abartan kişi ABD’den çıktı. Minnesota şehrinde yaşayan bir öğretmen olan ve soyadını açıklamayan Lynsee adlı hamile kadın, doğumunu İnternet üzerinden canlı yayınlayacak. Momslikeme.com adlı siteye üye olanların izleyebileceği canlı doğumda kadının kocası, annesi, doktorlar ve iki adet kameraman bulunacak. Haberin yazıldığı saatte siteye üye olanların sayısı 1431′di.
Ekran kartının sesinden rahatsız olup da bu yüzden DirectX 11 destekli kart almak istemeyenler için PowerColor’dan çözüm.
Ekran kartından çıkan fan sesi bazı modellerde gerçekten sinir bozucu seviyelere ulaşabiliyor. Eğer büyük ve çok fazla fanı olan bir kasaya sahipseniz, bütün bu gürültü oldukça rahatsız edici oluyor fakat soğutma da vazgeçebileceğiniz bir şey değil. Bu sebeple eğer sessizlik arıyorsanız pasif soğutma sistemli bir ekran kartı tercih etmelisiniz.

Soğutma sistemi 4 adet bakır boru ve 32 kanattan oluşuyor
PowerColor da bu gibi sıkıntılara sahip kullanıcılar için yeni bir model geliştirdi. DirectX 11 destekli ATI Radeon HD 5750′nin pasif soğutma sistemli bir sürümünü geliştiren firma, sesten rahatsız olanlara derman olmaya çalışıyor. 4 adet bakır borudan oluşan soğutma sistemine sahip olan PowerColor SCS3 HD5750 20 Kasım tarihinde piyasada olacak ve 149$’dan satılacak.
Dünyanın kişiselleştirilmiş kullanıcı arayüzüne sahip ilk Android tabanlı telefonu HTC Hero, Aralık ayı itibariyle Türkiye’de satışa sunulacak.
HTC‘nin tüm dünyada büyük beğeni kazanan, ve önde gelen uluslararası teknoloji dergileri tarafından yılın ürünü olarak ödüllendirilen göz alıcı akıllı telefonu HTC Hero, Aralık ayı başında Türkiye’de KVK distribütörlüğünde satışa sunulacak. Sezgisel ve kesintisiz bir iletişim deneyimi sunan HTC Sense teknolojisi ve benzersiz tasarımı ile HTC Hero, Android işletim sistemini bir adım öteye taşıyor.
Telefon kullanımını çok daha kolay ve doğal hale getiren HTC Sense teknolojisine sahip HTC Hero, sevdiklerinize ulaşmanız ve önemli bilgilerinize erişmeniz için çok daha doğal bir yol sunuyor.
HTC Hero, eğime sahip açılı köşeleri ve açılı alt bölümü ile elinize tam oturacak ve konuşma sırasında yüzünüze tam uyum sağlayacak şekilde tasarlandı. Kirlenmeyi önlemek, daha uzun ömürlü ve parlak olmasını sağlamak için ekranı parmak izi yapmayan özel bir kaplamayla giydirilen HTC Hero; özel beyaz rengi, sektörde bir ilk olan Teflon kaplaması ile gelişmiş, sağlam ve dokunuşu keyifli bir telefon olarak dikkat çekiyor.

HTC’nin ilk defa HTC Hero ile duyurduğu; yenilik, tasarım ve kullanım rahatlığı ile kullanıcıların hayatını iyileştirmek amacıyla geliştirilen HTC Sense teknolojisi, mobil deneyimi kişileri odak noktası alarak geliştiriyor.
3.2 inç HVGA ekrana sahip olan cihaz internet, multimedya ve diğer içerikler için özel olarak geliştirildi. Küçük ölçüleri ve hafifliği ile kullanıcının eline rahatça oturan cihazın donanım özellikleri arasında GPS, dijital pusula, ağırlık sensörü, 3.5 mm stereo kulaklık çıkışı, 5 megapiksel otomatik odaklı kamera ve genişletilebilir MicroSD hafıza da yer alıyor. Cihazın arama tuşu sayesinde klasik arama yapmanın ötesine geçerek daha doğal ve bağlamsal arama yapabiliyor, Twitter‘da ya da cihaz içinde aradıklarınızı ve posta kutunuzdaki e-postaları kolaylıkla bulabiliyor, listenizdeki kişilerin yerlerini belirleyebiliyorsunuz.
|